Güvenlik

SOC Hizmeti Satın Alırken En Çok Yapılan 5 Hata

Dijitalleşme hızlandıkça siber tehditler hem sayıca artıyor hem de daha sofistike hale geliyor. Fidye yazılımları, kimlik avı saldırıları, içeriden gelen tehditler ve sıfırıncı gün açıkları artık yalnızca büyük kurumların değil, her ölçekte organizasyonun gündeminde. Bu noktada birçok kurum için SOC (Security Operations Center) hizmeti, yani siber güvenliğin 7/24 izlenmesi ve yönetilmesi, vazgeçilmez hale geliyor.

Ancak SOC hizmeti satın almak, yalnızca bir “güvenlik paketi” almak değildir. Yanlış beklentilerle, eksik sorularla veya sadece fiyat odaklı yapılan tercihler; güvenlik yatırımlarının boşa gitmesine, hatta daha büyük risklerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Bu yazıda, kurumların SOC hizmeti satın alırken en sık yaptığı 5 kritik hatayı ve bu hatalardan nasıl kaçınılması gerektiğini ele alıyoruz.

 

1. SOC’u Sadece Bir Yazılım veya Dashboard Sanmak

En yaygın hatalardan biri, SOC hizmetinin bir SIEM ekranı, birkaç alarm ve renkli grafiklerden ibaret sanılmasıdır. Oysa gerçek bir SOC;

• Sürekli izleme (monitoring),

• Tehdit analizi ve korelasyon,

• Olay müdahalesi (incident response),

• Tehdit istihbaratı (threat intelligence),

• Raporlama ve iyileştirme süreçlerinden

oluşan operasyonel bir güvenlik yapısıdır.

Yalnızca “log topluyor mu?”, “alarm üretiyor mu?” gibi sorularla hareket eden kurumlar, SOC’un en kritik bileşeni olan insan ve süreç faktörünü göz ardı eder. Halbuki güvenlik; teknoloji + uzmanlık + operasyon disiplini üçlüsünün birlikte çalışmasıyla anlam kazanır.

Doğru yaklaşım:

SOC hizmeti alırken şu sorular net olarak sorulmalıdır:

• Alarmları kim analiz ediyor?

• Gerçek olay ile yanlış alarm nasıl ayırt ediliyor?

• Müdahale süreci nasıl işliyor?

• Olay sonrası aksiyon ve raporlama var mı?

 

2. 7/24 İzleme Var Sanmak (Ama Gerçekte Olmaması)

Birçok SOC teklifi “7/24 izleme” ifadesini içerir. Ancak bu ifade her zaman gerçek anlamda 7/24 aktif operasyon olduğu anlamına gelmez.

Bazı hizmet modellerinde:

• Mesai dışı saatlerde sadece otomatik alarm üretimi yapılır,

• Olaylara aktif müdahale bir sonraki iş gününe bırakılır,

• Kritik saatlerde sadece “bekleme modunda” bir ekip bulunur.

Bu durum özellikle fidye yazılımı, hesap ele geçirme veya veri sızıntısı gibi dakikaların kritik olduğu saldırılarda telafisi zor sonuçlar doğurabilir.

Doğru yaklaşım:

Sözleşme ve SLA’larda şu başlıklar mutlaka netleştirilmelidir:

• 7/24 aktif SOC analisti var mı?

• Kritik olaylarda müdahale süresi (MTTR) nedir?

• Mesai dışı senaryolar nasıl yönetiliyor?

• Acil durumlarda kim, nasıl ve ne kadar sürede devreye giriyor?

 

3. Kendi Kurumunu Tanımadan SOC Satın Almak

Her kurumun risk profili, iş yapış şekli ve regülasyon yükümlülükleri farklıdır. Buna rağmen birçok kurum, standart bir SOC paketi ile tüm ihtiyaçlarının karşılanacağını varsayar.

Oysa;

• Bir üretim firması ile bir banka,

• Bir belediye ile bir e-ticaret şirketi,

• Bir KOBİ ile çok uluslu bir holding

aynı SOC mimarisiyle korunamaz.

Kurumu tanımadan alınan SOC hizmeti genellikle ya yetersiz kalır ya da gereğinden fazla karmaşık ve maliyetli olur.

Doğru yaklaşım:

SOC hizmeti öncesinde mutlaka:

• Varlık envanteri çıkarılmalı,

• Kritik sistemler belirlenmeli,

• İş sürekliliği ve regülasyon gereksinimleri analiz edilmeli,

• Kuruma özel senaryolar ve use-case’ler tanımlanmalıdır.

İyi bir SOC sağlayıcısı, satışı değil doğru güvenlik mimarisini öncelemelidir.

 

4. Olay Müdahalesini (Incident Response) Hizmetin Dışında Sanmak

Bazı SOC hizmetleri yalnızca “tespit” (detect) aşamasında kalır. Yani olay görülür, raporlanır ve kurumun kendi IT ekibine bildirilir. Ancak müdahale, izolasyon, sistemlerin korunması ve olayın yayılmasının önlenmesi tamamen müşteriye bırakılır.

Bu model, özellikle sınırlı IT kaynağı olan kurumlar için ciddi bir risktir. Çünkü saldırıyı görmek kadar, doğru ve hızlı müdahale etmek de hayati öneme sahiptir.

Doğru yaklaşım:

SOC hizmeti şu sorulara net cevap vermelidir:

• Olay anında kim aksiyon alıyor?

• Sistem izolasyonu yapılabiliyor mu?

• EDR / Firewall / Network cihazlarına müdahale yetkisi var mı?

• Olay sonrası kök neden analizi (root cause analysis) sunuluyor mu?

SOC, sadece “bildiren” değil, aktif olarak yöneten bir yapı olmalıdır.

 

5. Raporlamayı ve Sürekli İyileştirmeyi Göz Ardı Etmek

SOC hizmeti alındıktan sonra çoğu kurum, sadece aylık veya üç aylık raporlara göz atmakla yetinir. Oysa bu raporlar, yalnızca “olanı anlatmak” için değil, daha güvenli bir gelecek inşa etmek için kullanılmalıdır.

Yetersiz raporlama:

• Güvenlik zafiyetlerinin tekrar etmesine,

• Aynı hataların defalarca yaşanmasına,

• Yatırımın gerçek değerinin ölçülememesine neden olur.

Doğru yaklaşım:

Etkili bir SOC hizmeti;

• Anlaşılır ve yönetici seviyesinde raporlar sunmalı,

• Teknik detayları IT ekipleri için ayrı ele almalı,

• Trend analizleri ve risk öngörüleri üretmeli,

• Güvenlik olgunluğunu artıracak öneriler içermelidir.

SOC, statik değil sürekli gelişen bir güvenlik yolculuğunun parçası olmalıdır.

 

SOC Hizmeti Bir Ürün Değil, Bir Güvenlik Yol Arkadaşıdır

SOC hizmeti satın almak; bir yazılım lisansı almak, bir cihaz kurmak veya sadece dış kaynak kullanımı yapmak değildir. Bu, kurumun dijital varlıklarını emanet ettiği stratejik bir iş ortaklığıdır.

Doğru SOC hizmeti:

• Kurumu tanır,

• Riskleri önceliklendirir,

• Tehditlere proaktif yaklaşır,

• Olay anında sorumluluk alır,

• Güvenliği sürekli iyileştirir.

Yanlış seçimler ise, “var sanılan ama çalışmayan” bir güvenlik algısı yaratır. Bu da en tehlikeli durumdur.

LTS Bilişim olarak, SOC hizmetini sadece bir operasyon değil; kurumların iş sürekliliğini, itibarını ve geleceğini koruyan stratejik bir güvenlik disiplini olarak ele alıyoruz.

Güvenliği satın alırken değil, doğru soruları sorarken kazanırsınız.